İçeriye Oyuncak Dahi Giremiyor: Önemsiyoruz!

Gözde Şekercioğlu, Endüstri Ürünleri Tasarımı okuduktan sonra tasarım iletişimi alanında çalışırken eş zamanlı sivil toplum alanında çalıştı. Türkiye Çocuklara Yeniden Özgürlük Vakfı’nın İçeride Çocuk Var Projesi’nde gönüllü oldu. Gönüllü bilgilendirme eğitimlerinden birinde sahada çalışan bir uzmanın “İçeriye oyuncak dahi giremiyor” dediğini duydu. Bu cümle kendisi için tasarım tanımı oldu. Yola koyuldu ve “Önemsiyoruz”u kurdu. Şimdi hapishanedeki çocuklar bu tasarım oyuncaklarla oynuyor, “Önemsiyoruz” ekibi fark yaratmaya devam ediyor. Biz de bir ucundan tutamaz mıyız? Gözde Şekercioğlu’na sordum.

“Önemsiyoruz”u kurmak nasıl aklınıza düştü? 2009 yılında mezun olur olmaz İstanbul’a taşındım. İşlerimin yanında hep bir dernek ya da vakıf için gönüllülük yaptım; ancak insanın içinde bir boşluk olur ya, yaparsın ama yetmez. Tam istediğimi bulabilmiş değildim. Her çalışmanın yeri ayrıydı elbette ama “Önemsiyoruz” ne olacak ve Gözde olarak benim rolüm ne olacak onu keşfetmek zaman aldı.

Ne kadar zaman aldı? Mezuniyetimle beraber, sektörde çalışmaya başladım. Hiç tek bir işim olmadı. Aynı anda birden fazla alanla ilgilendim. Tasarım yöneticisi olarak süreç yönetimi yaparken bir gazetede tasarım yazıları yazdım. Ya da etkinlik düzenleyerek gönüllülük projelerini sürdürdüm. Bilinçli olarak, 2010’dan bu yana ve bilinçsizce doğduğum andan itibaren diyeyim.   “Ne daha iyi olurdu?” Çocuklarla oyunlar oynuyorsunuz. Çoğumuzun hayatında yok bu deneyim. Süreç içinde nasıl anıların biriktiğine şahit oldunuz? Bir yetişkinin en güzel öğrenme aracı çocuk. Şefkati, keyif almayı, ‘anda olma’yı ondan öğrenebilirsiniz. Çocuklar birbirini destekliyor oynarken. Oyunu oynarken o kadar heyecanlanıyor ve sıra onlara gelsin istiyorlar ki sabırsızlandıklarına çok şahit olduk. Geri bildirimler aldık. “Ne daha iyi olurdu” sorusunu hep soruyoruz. Oyun oynamak onlar için öğrenme yöntemi, bizim için ise onlarla oynamak bir öğrenme.

Aktif gönüllü olsak sorumluluklarımız neler olabilir? Çalışmalarımız dört başlıkta toplanıyor. Ürün geliştirme, saha çalışması, satış-pazarlama ve iletişim. Mesleki bilgi birikiminiz ya da hobi olarak edindiğiniz bir yeteneğiniz ile ihtiyacımızı kesiştiriyoruz. Örneğin ekibimizden Hilal Dündar bize mesleki uzmanlığı olan pazarlama yönetimi alanında destek olurken dikiş dikme becerisi sayesinde çocuklara gönderilmek üzere birçok top dikti. Oyun halımızın ilk numunesi onun ellerinden çıktı. Gönüllünün kendini ihtiyacımıza yanıt vermeyi ne kadar istediğine bağlı. Bizim en az üç gün çalışmamız gereken bir işi, bir saat ayıran ekonomist arkadaşımız Şirin Mutlutürk, ücretsiz danışmanlığı sayesinde işimizi kolaylaştırıyor, o mutlu biz de mutlu (Gülümsüyor).   Hangi alanlarda uzman danışmana ihtiyacınız var? Çocuk hakları için çalışmak isteyen ve belirli bir zaman dilimini “Önemsiyoruz” için ayırabilecek uzmanlar ile görüşüyoruz. Çocuk gelişim alanında, girişimcilik ekosisteminden ya da yaratıcı endüstriden herkese kapımız açık. Birlikte çalışmak ve disiplinlerarası üretmekten memnuniyet duyuyoruz.

“Hesap verebilir bir çalışma…” Nasıl destekçiniz olabiliriz? Askıya oyuncak çıkarabilirsiniz. Yani hapishanedeki çocuk için bir oyun kitinin sponsoru olabilirsiniz. Bunun için şu adresten ilgili sertifikamıza ulaşabilirsiniz. Bütçeniz dahilinde desteğinizin karşılığını görünür kılıyoruz ve bu sayfada güncelleyerek paylaşıyoruz. Çok yakında yayınlanacak bir destekçi hakları beyannamemiz var. Hesap verebilir bir çalışma yürütmek bizim için önemli. Şirketlerle kurumsal sosyal sorumluluk projeleri kapsamında ortak çalışmalar yürütüyoruz. Ya da yan ürünlerimizin satışından gelir elde ederek projeye fon oluşturuyoruz. 0-6 yaş aralığındaki çocuklara yönelik bir projede birlikte üretmekten memnuniyet duyarız. Mesela, Bernard Van Leer Vakfı’nın Kent95 projesi kapsamında, ekonomik durumları sınırlı aileler için hazırlanan yeni doğan sepetine yönelik ürün geliştirdik. Vakıf ürün geliştirme desteği sağladı.   Şirket oldunuz. Bu süreç nasıl ilerledi? Biz dernek olmak adına tüzük çalışmasını yaptıktan sonra şirket olmanın bizi hızlandıracağına inandık. Benim katıldığım eğitimlerde alandan kişiler ile yaptığım görüşmelerim, örnek sosyal girişimlerin tüzel kişiliklerini karşılaştırmak ve en önemlisi yapacağımız çalışmanın şirket yapısına daha uygun olduğunu kabul etmek ile ilerledi. Şimdi bir şirketiz. Dernek ve vakıflar ile işbirliği yapan, kamu kurumlarının hizmetlerinde katkı sağlayabilecek destekleyici bir rolümüz var.   Yolun başındaki sosyal girişimcilere söylemek istedikleriniz? Sabır ve inandığının ardından yürümek için cesaret. Bu ikisi için ne yapmaları gerekiyorsa, yapsınlar (Gülümsüyor). Bir de sizin fikriniz, bir başkası için çok da mühim olmayabilir. Önemsediğin şeyi, önemsemeyebilirler. Bunu da bilmekte fayda var.   Endüstri Ürünleri Tasarımı okudunuz. Bölümünüzü okurken de hayaliniz miydi “Önemsiyoruz”u kurmak? Bölümünüzün sosyal girişiminize nasıl katkısı oldu? “Önemsiyoruz” benim mezuniyetim sonrasında İstanbul’a taşınmam ve eş zamanlı yürüttüğüm gönüllülük çalışmalarının bir çıktısı. Farklı dernekler ve vakıflar için kaynak geliştirme, etkinlik yönetimi ve iletişim konusunda çalıştım. Ancak hiçbiri mesleğimi kullandığım çalışmalar değildi. Ta ki, Türkiye Çocuklara Yeniden Özgürlük Vakfı’nın İçeride Çocuk Var Projesi’nin gönüllüsü olana dek. “Tasarım odaklı düşünme…”

Ne oldu orada? Gönüllü bilgilendirme eğitimlerinden birinde, sahada çalışan bir uzman tarafından “İçeriye oyuncak dahi giremiyor” cümlesini duydum. Bu cümle, benim için bir tasarım tanımı oldu. Ne olur da girebilir sorusunu sordum kendime. Ve aslında “Önemsiyoruz”un sosyal girişimcilik alanında gideceği yolun rotası belirleniverdi. Şimdilerde çok popüler olan ‘tasarım odaklı düşünme’ yaklaşımı benim yaşam biçimim ve okuduğum bölümün bana kazandırdığı önemli bir değer. Çok katkısı oluyor ve daha olacak da.   Kaç kişilik bir ekibiniz var? “Önemsiyoruz”a tam zamanını ayıran iki kişiyiz. Melike Çıtak ve ben. Bir de yeni stajyerimiz var: Dilara Ünver. Onun dışında, yola çıktığım andan bu yana yanımda olan insanlar var. Otuz gönüllüsü olan bir organizasyonuz. Kimler var ve hangi mesleklerden geliyorlar, merak edersiniz link burada: http://onemsiyoruz.org/ekibimiz/ Buraya eklemediğimiz avukat, profesyonel tasarımcı, tekstil mühendisi, öğretmen danışma kurulu üyelerimiz var. Tüm çalışmaların ardında, bilgi ve tecrübesi farklı alanlardan olan becerikli, özenli bir ekip var.   Hapishanedeki projeden bahsetmek ister misiniz? İlk projemiz olan “Bir Kucak Oyuncak” hapishanede annesi ile yaşamak durumunda olan 0-6 yaş aralığındaki çocuklar için tasarlandı. Üç yıla yakın süredir bu konuda araştırıyor, ürün geliştiriyor ve ilgili birimlerin kapılarını çalıyoruz. Gaziantep hapishanesinde pilot projemizi başlattık.   Bir Kucak Oyuncak projesi nedir? Altı aylık akademik ve saha araştırmasının sonrasında tohumlarını ektiğimiz bir proje: Bir Kucak Oyuncak. Kolektif bir çalışmanın ürünü. Çok disiplinli bir anlayışın hakim sürdüğü bir çalışma sonunda hayata geçen çözüm önerimiz. Bir oyun kiti ve yetişkine yönelik öğretici içerikler mevcut. “Önemsiyoruz”un çocuk haklarına dair ilk hedefi olan hapishanede annesi ile yaşamak durumunda olan 0-6 yaş aralığındaki çocukların oyun oynama hakkına erişiminin bir simgesi.   Toplar? Oyun halısı? Öykü kartları? Tüm bunları nasıl geliştirdiniz? Her ürün ekipteki bir grup insanın ortak çalışması ile ortaya çıktı. Öncelikle, hapishane içine girebilecek bir ürünün ne gibi özellikleri olması gerektiğini araştırdık. Aslında 0-3 yaş için gerekli olan tüm düzenlemeler ile eş bir liste çıktı karşımıza. Çocukların kendine fiziksel zarar vermesine sebep olmamalı hiçbir şey. Aynı zamanda çocuğun bilişsel ve duygusal olarak da desteklenmesi gerekiyor. Bu ürünleri tasarlarken, her zaman çocuk gelişim uzmanlarının desteğini aldık. İlk tasarım tanımını değerlendirirken çocuğun genel ve özel durumuna dair ihtiyaçlarını anlamak, ürünlere dair renk, malzeme vb. kararları vermek üzere çalışmaların en başından bu yana Uzman Klinik Psikolog Elçin Külahçıoğlu süreçlere dahil oldu. Ekipte okul öncesi öğretmenleri, psikolojik danışmanlık ve rehberlik mezunları, oyun terapistleri ve uzman psikologlar bulunuyor. “İçinde zili var, püskülleri farklı…” Tasarlarken nasıl ilerlediniz?

Tasarlarken çocukların akranları ile eş gelişim göstermeleri için bir üründe neler olmalıdır sorusuna yanıt verdik. Toplar, temel bilgilerin yer aldığı, içerideyken anne ile birlikte etkileşim içinde vakit geçirmeyi kolaylaştıracak bir araç. İçinde zili var, püskülleri farklı dokuları keşfetmesini kolaylaştırıyor. Yumuşacık bir ürün. Oyun halısı ve içinde sunduğumuz duygu oyunumuz ise çocuğun yaş grubuna bağlı olarak farklı amaçlar için kullanılabilir. Bir oyun alanı. Bez bağlanıyorsa, alt değiştirme örtüsü, emekliyorsa yerden soğuk hissetmesini azaltacak bir halı. Çocuğun eşyalarını yerleştirmek için bir kutu.   BizBizze Kadınlar İçin Fikir Destek Derneği’nin size nasıl faydası oldu? Program sayesinde aldığım eğitimler, girişimi geliştirirken kararlar almamda yol gösterici oldu. Bir de önemseyen dört gönüllümüz daha oldu. Ayça Çıracıoğlu, Şirin Mutlutürk, Derya Kap ve Kübra Toprak.   UniCredit Foundation ve Vehbi Koç̧ Vakfı tarafından desteklenen “Change With Business” projesi kapsamında aldığınız kurulum hibesinden bahsedebilir misiniz? Süreç nasıl ilerliyor? Sizin hikâyeniz nasıl ilerledi? Nisan 2017’de katıldığımız programda hem “Önemsiyoruz”un tüzel kişiliğinin ne olacağına karar vermek hem de iş modelini netleştirmek için emek verdik. Katılımcı girişimler arasında ilk beşe girerek bir tohum hibesi aldık. Bu hibe yanında ‘Yatırıma Hazır Sosyal Girişimler Sertifika Programı’ katılımcısı olmaya hak kazandık. Koç Üniversitesi Sosyal Etki Forumu (KUSIF), Mikado Sürdürülebilir Kalkınma Danışmanlığı ve Ashoka Türkiye ortaklığında Haziran- Aralık 2017 tarihleri arasındaki eğitim programı tamamlandı. Program dahilinde Şubat ayında, alandan profesyonellerin yer aldığı jüri karşısında, “Önemsiyoruz”u anlattık. Sunum yapan sekiz girişimin arasından seçilen altı girişimden biri olarak Berlin’e yapılan saha gezisinin katılımcısı olduk. Berlin’de sosyal girişimcilik ekosisteminin benzerliklerini ve farklılıklarını gözlemledik. Kendimize dersler çıkararak döndük geziden. Şimdi de yine program dahilindeki ücretsiz hizmet aldığımız danışmanımız ile çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Verilen her emek biraz daha geliştiriyor girişimi.

“Yeni yıl kermesinde bir stand…” Doğru. Yeni yıl kartpostalları projenizi geliştirdiniz. Ne sonuç aldınız? 2016 yılı Kasım ayında bir grup yakın arkadaşımı evime kahvaltıya davet ettim. Gönüllü arkadaşlarım Gizem Severoğlu ve Gökçe İpek ile lezzetli bir sofra hazırladık. Ve misafirlerime bir yıldır ne yapmaya çalıştığımı ve hayalimi anlattım. Onlar da destek olmak istediler. Böylece, kendi kendime, mikro bir kitlesel fonlama yaptım. Sıfırdan büyük her destek anlam ifade ediyordu. Davet ettiğim misafirlerden biri, on gün içinde gerçekleşecek bir yeni yıl kermesinde standı olduğunu söyledi. Ve ürün satıp destek toplayın isterseniz bu standda demesi üzerine, eli kalem tutan insanlar olarak, yeni yıl kartpostalları tasarlamaya karar verdik. Seferber olup hızlı kararlar alarak on beş farklı kartpostalı bir haftadan kısa sürede baskıya hazır hale getirdik. Ebru Kefeli Kalfazade’nin desteği büyüktü. Böylece hapishane içine gitmesini istediğimiz iki ürünümüzü tasarlayıp numune üretimi yapabilecek noktaya geldik. Yan ürünler bizim yolda yürümeye devam etmemizi sağlayacak bütçeler oluşturmamızı sağladı. Hatta sizdeki kolyemiz de o ürünlerden bir tanesi. Etkinlik özelinde ya da kurum için özel ürün geliştirebiliyoruz.   O kolyeyi çok severek takıyorum. Peki, daha önce katıldığınız sivil toplum kuruluşları ile yaptığınız çalışmalar nelerdi? En yoğun emek verdiğim iki çalışmadan bahsedebilirim. Türkiye MS Derneği gönüllüsüydüm. Rekreasyon ve Rehabilitasyon Merkezi Binasının yapımının tamamlanması için 2010 yılında bir grup arkadaşımla, ihtiyaç duyulan bütçeyi bulabilmek adına farklı iş kolları ve yöntemler üzerinde çalıştık. Bağış geceleri, ürün ve hizmet sponsorlukları alarak iletişim ve kaynak geliştirme çalışmaları yürüttük. Altı ay gibi bir sürede, binanın yapımı tamamlandı ve dernek için kullanılabilir hale geldi. Bireysel olarak on iki ayda on iki tekerlekli sandalye bağışı için Türkiye Omurilik Felçileri Derneği ile bir çalışma yürütmüştüm. Ayrıca farklı dernek ve vakıflarla da küçük çapta gönüllülük yaptığım oldu.   Domus Academy’de neler yaptınız? Tasarım eğitimim devam ederken, farklı kültürleri ve tasarım eğitimlerini keşfetmek adına bir yaz dönemimi değerlendirdim. Kısa süreli bir çalışmaydı. Koreli, Çinli, Amerikalı ve Avrupalı tasarım öğrencileri ile ortak çalışmalar yürüttük.   Türkiye’de sizin çalıştığınız alanda nelere ihtiyaç var? Paydaşların samimiyetle işbirliği yolları araması benim beklentim. Özel sektör, sivil toplum kuruluşları, bizler gibi sosyal girişimler birlik olmayı iyi öğrenmeliyiz. Medya, görünürlüğümüz ve kendimizi ifade etmemizde önemli bir destek. Kamusal politikaların oluşturulmasında etkin bir role sahip. “Sorgulamaya devam edeceğim…”   Neden başka bir iş yapmıyor da bu işleri yapıyorsunuz? Kalbimden geçenle mesleki bilgi birikimimi kesiştirebildiğim için bu yolda yürüyorum. Ailem de buna destek oluyor. 2016 yaz aylarında Mikado Sürdürülebilir Kalkınma Danışmalığı ve Koç Üniversitesi Sosyal Etki Forumu’nun organize etttiği Know Your Impact Bootcamp’te sosyal girişimci olduğumu öğrendim. O zamandan bu zamana daha bilinçli ve farkında çalışıyorum. Yaptığım ve yapmak istediğimin anlam kazandığı ve bir çerçeve bulduğu bir dönem oldu. Çocukların temel haklarına erişmesi için emek vermeye de devam edeceğim. Önemsiyoruz bünyesinde ya da farklı işbirlikleri ile. Bana göre, koşullarından bağımsız, her çocuk bir birey olarak algılanmalı.   Kendinizle ve sivil toplumda çalışan başka arkadaşlarla ortak özellikleriniz var mı? Kalpten hareket edip işin mali tarafını arka plana bırakıyoruz. Ben bu seneyi bu taraftaki eksiklerimi tamamlamak için ayırdım. Sürdürülebilirlik için bir akışın olması şart. Bunun için de emek vermek gerekiyor.   Çok küçük bir bebeğiniz var. İşlerle bir arada nasıl gidiyor? Anne olarak beni seçtiği için ne kadar şanslı bilemiyorum (Gülümsüyor). Hamileliğimin altıncı haftasından dördüncü aya dek katıldığım her eğitimde yanımdaydı. Yatırıma Hazır Sosyal Girişimler Sertifika Programı’nın iki modülünü dışarıdan, öncekileri karnımdan dinledi. Yaptığım iş çocuğun hakkını savunmak. Kendi çocuğumun hakkını teslim edebiliyor muyum, hep sorguluyorum. Sorgulamaya da devam edeceğim. Anlayacağınız, iş ve ev bende pek bir iç içe.

Post a Comment