Önemsiyoruz | Oyun oynamak, çocuk gelişimi için sandığımızdan çok daha fazla bir etki alanına sahip bir eylemdir
Oyunun gücünü anlatan, oyunun sandığımızdan daha geniş bir etki alanına sahip olduğunu ifade eden bu yazıyı Bige Öktem ve Gözde Şekercioğlu hazırladı
Birlikte, çocuk gelişimi, çocuklar için, çocuklar için oyun, eğlence, oyun oynamak, oyun tasarımı, oyuncak, oyunun önemi, özel durumu olan çocuklar, oyunun gucu, ebeveyn cocuk ilişkisi, etkilesim
923
post-template-default,single,single-post,postid-923,single-format-standard,ajax_fade,page_not_loaded,,qode-title-hidden,qode_grid_1300,footer_responsive_adv,hide_top_bar_on_mobile_header,qode-content-sidebar-responsive,qode-theme-ver-9.5,wpb-js-composer js-comp-ver-4.12,vc_responsive

Sandığımızdan daha fazlası: Oyunun Gücü

İlk iletişim aracımız oyundur ve iletişim bebeklikte başlar. Henüz konuşamazken, ihtiyaçlarımızı anlatmak için bir dil oluştururuz. Hatta bu dili kabul ettirmekte de oldukça ısrarcıyız. Bir çocuk olarak kendi dünyamızı oluşturur ve oyunu da her şeyin karşılığı olarak görürüz. Gördüğümüz her şey, elimize gelen her malzeme, yetişkinlere şaşırtıcı gelse de, bizim oyuncağımızdır. Oyun ve oyuncaklarımız ile bir ilişkimiz vardır. Biz çocuklar birer oyuncu, oyun da yaşamın kendisidir.

Oyun, çocuğun en doğal öğrenme aracıdır. Oyun oynamak ise ona verilen ve alınamayacak bir haktır. Özgürlüğünün göstergesidir. Duygularını ifade etme, öğrendiklerini pekiştirme ortamıdır. İnce ve kaba motor beceriler oyun oynayarak gelişir. Bir deney alanıdır aslında çocuk için. İradesi ile istediğini gerçekleştirdiği bir alan… Yapar, bozar, değişik olasılıkları özgürce uygular. Kendi kurallarını belirler. Dünya oyun ile keşfedilir.

Oynamak bir çocuğun yaşam tarzıdır. Hayal etmek, dinlediği bir öyküyü veya masalı kendine uyarlamak veya değiştirmek, kendine göre biçimlendirmek onun yaşama oyun penceresinden baktığının göstergesidir. Oyun oynarken gerçekleri yansıtmaktansa hayaller ve yaratıcılık öne çıkar.

Ebeveynlerden, öğretmenlerden ya da tüm yetişkinlerden çocuklara eğitici ve öğretici bilgi aktarımı için oyunlaştırma kalıcı sonuçlar elde etmeyi kolaylaştırır. Çocuklar oynayarak içsel gelişimlerini tamamlar; fiziksel, sosyal, zihinsel ve duygusal gelişim elde ederler. Kısacası oyun, eğlence ve zevk aracından ötedir. Duyguları ifade etmede rahatlık kazanma, sezgisel gelişim, doğrudan ifade edemedikleri ihtiyaçların ifadeye dönüşmesi kolaylaşır.

Öğrenmek bir etkileşimin sonucudur, etkileşim ise doğuştan gelen bir beceridir. Doğduğumuz andan itibaren çevre ile etkileşime girer, çevremizde olup biteni öğrenmek için farklı yollar deneriz, etrafımızdaki nesneleri inceler, tepki veririz. Oynarken keşfetmeyi sürdürmek gibi. En temelde ise çocuğun konuşma becerileri ve kendini ifade etmeyi öğrenmesinin temeli bu etkileşim sayesinde atılır.

Ebeveyn ile çocuğun oyun oynamasının dilin gelişimine etki etmesinin 3 farklı yolu vardır. Birincisi, hayatın ilk yıllarında ebeveynin çocuk ile birlikte oyun oynaması geniş bir alana etki eder ve aralarındaki iletişim daha etkili, karşılıklı ve sözlü hale gelir. İkincisi, oyun oynama esnasında aynı oyuncaklar ile ilgilenmek ve odaklanmak, çocuğun konuşmayı öğrenmesinde önemli bir rol oynar. Üçüncüsü, ebeveynler bu paylaşılan dikkat çerçevesinde, çocukları kelimeleri ve hareketleri kullanmaya ve cesaretlendirmeye çalışırlar.

Sosyal etkileşim davranışları ve oyun oynama becerileri doğumdan itibaren kişinin gelişimde önemli bir rol oynar. Yapılan birçok araştırmada görüldüğü gibi anne ile çocuğun oyun oynama zamanları aslında çocuğun gelişimine katkı sağlayan en temel aktivitedir.

Oyunun gücü sandığımızdan çok daha fazlasıdır.